Bencileyin Sevgi

 “Yazmak, okumaya ödenen bir  borçtur”

Gary Chapman’in sevginin beş dili kitabına göre, temelde beş farklı, sevgi gösterme ve sevildiğinin farkına varma yolu var/mış!  Bunlar:

Sözle onaylamak,

kaliteli zaman geçirmek,

fiziksel dokunuş

hizmet/iyilik etmek,

hediye vermek.

Herkesin kendi için öne çıkan dili bulması, ama daha da önemlisi, karşıdaki kişinin farklı bir sevgi alma-verme frekansı olduğu bilgisiyle, bu dili de öğrenip, iletişime ve her anlamdaki ilişkiye bu bakış açısıyla bakması, insanın hayatındaki kişilere karşı sorumluluğudur.

Sevgi, hayatın içine tek bir yerden girmez, bazen kapalı bir kapının anahtar deliğinden içeri sızar, 

Bazen de tütemeyen bir bacanın, bir köşeye saklanmış alevinden;

bazen tek bir kelimenin sarıp sarmalamasındadır sevgi,

bazen omza konan bir elin şefkatinde.

Kimi zaman birlikte içilen bir çayın demindedir o,

kimi zaman, kulpu kırık bir cezveyle hazırlanan, bir içimlik ödünç alınmış sade bir kahvenin köpüğünde; kimi zaman ise “anlıyorum” diye derin bakan bir çift gözde.

Beş ayrı sevgi dili dense de, hepsi kalbin

farklı mevsimlerde konuşması değil midir, kalpçe!

Sevgi ki, gözle değil, kalple görendir; sadece gözlerle görmeye çalışmak ise körlüğün en koyu halidir.

Kimi insan sevgiyi, kelimelerin evine girerek duymak ister.

Kimi insan için birlikte geçirilen zaman,

dünyanın en pahalı hediyesidir.

Kimi bir dokunuşla

yılların kanırtan düğümünü çözer.

Kimi için  bir omuz başıdır sevgi, ruhunu yaslayıp, dinlendirdiğin;

kimi için ise küçücük bir hediye,

“seni düşündüm” duygusunun sevgi halidir.

Her hâlükârda sevgi emektir.

İnsan sevdiğinin, sevdiklerinin dilini öğrenmeye gönüllü olduğunda,

yüreğini de büyütür.

Sevgi,

kendini anladığın kadar,

karşındakini anlamaya gönüllü olmaktır. Çünkü sevgi anlamaktır,

insanın kendisi olabileceği yerdir orası. Birbirinin yanında hem güçlü, hem kırılgan olabilmesi, en karanlık taraflarını göstermekten korkmamasıdır.

Gerçek sevgi bunaltmaz,

küçültmez, korkutmaz, sabırlıdır! Eleştirir, över, ama pohpohlamaz; geliştirir, büyütür, iyileştirir, güzelleştirir!

Gerçek sevgi,

iki insanın birbirine sığması, tamamlaması, tamamlanması değil,

birbirinde büyümesidir.

Bir başkasının varlığında, aynaya bakıp

kendi eksik yanlarınla karşılaşmayı göze almaktır.

Gerçek sevgi içinde ego, kibir ve gurur barındırmaz, affedicidir (her şeyi değil) ama’dan çok, rağmendir!

 Ve o genelde sessizdir, duyulmak ister, duymak gerekir.

Mesela astımı olan eş için bırakılan sigara,

yüksek sesle söylenmeyen bir seni seviyorum değil de nedir?

İnsan, gerçekten sevildiğini hissettiğinde, daha sakin konuşur, iğne, çuvaldız, balta gibi eline, beline, diline giydiği zırhları soyunur,

daha az korkar, daha çok umut eder.

Çünkü sevgi, insanın çok zaman unuttuğu

 yaşamak  duygusunu  yeşertir.

Doğru sevgi ve sevginin farklı dilleri bilinseydi eğer, acaba deccal Epstein o küçücük kızları ağına düşürebilir miydi?

Eğer insanlar doğru sevgiyi okumayı ve hissetmeyi öğrenebilseydi;

şefkati taklit eden karanlık niyetleri

 daha erken fark etmez miydi?

Ahhh! “Seni boğan denizin, sana sarıldığını sandın.”

Canan Kayışlı 01/02/2026

Resim: René Magritte/Lovers (Aşıklar)


Yorum bırakın