Birisi on altıncı kattan aşağı düştü.
Belki isteyerek bıraktı kendini boşluğa, belki de… Anladığım kadarıyla
yıllar önce, yolunun kesiştiği, elinin değdiği, ona değen çok insanın kalbinden ve gönlünden düşmüş.
Bizim toplumumuzda ölünün ardından konuşulmaz derler. “Günah” diye susmayı öğretirler bize. Oysa suskunluk da birikir. Ve o biriken irin günü geldiğinde akmak ister, çığlığa dönüşür. Yüzlerce insan “hakkımı helal etmiyorum” diye haykırdı ardından.
“Yaşarken neden konuşmadınız?” diyenler oldu. Gücü elinde tutanın, o gücün zehriyle sarhoş olanın karşısında konuşmanın ne demek olduğunu bilmeyenler sordu bunu; Mobbing denen o görünmez kıskacın, insanın sesini nasıl boğduğunu hiç tatmamış olanlar…
İnsan, üzerinden onlarca yıl geçse de içindeki irini boşaltmak ister. Çünkü kabuk bağlayan her yara iyileşmiş sayılmaz. İçte biriken her şey, söylenemeyen her söz, bastırılan öfke, ya fiziksel ya da ruhsal olarak kendine yol yapar.
Giden “kul hakkıyla” gitmiş, vay haline…(Kul hakkı değil de, can hakkı desek) Gittiği yerde nasıl karşılandı bilmiyorum ama, burada arkasından söylenenler, ölümün de hayırlısı dedirtiyor insana.
Ardımızdan bıraktığımız hakkımızda söylenenler oluyor, ya iki damla gözyaşının eşliğinde söylenen bir iki güzel cümle ya da canı yananların bedduaları.
Gönül kırmak büyük günah, can hakkı çok daha büyüğü; hiçbir yanlış, hiçbir zorbalık, hiçbir gasp edilmiş hak karşılıksız kalmıyor. Bazen yıllar sonra, bazen en beklenmedik anda hayat, insana veremediği sınavın sonucunu önüne koyuyor.
Yaptım ve oldu diye anlık, hadi el artırayım onlarca yıl, başkasının hakkını gasp ederek, mutlu yaşayan meczuplar, önünde sonunda hakettiği gibi, veremediği sınavın sonucunu yaşıyor.
Ama kul/can hakkı yalnızca başkasının hakkının gaspı değildir. Kendi hakkını koruyamamak da bir ihlaldir. Kendi sınırlarını savunmamanın, kendi varlığını hiçe saymanın da vebali ağırdır.
Ez cümle:
Ne başkasının hakkına el uzatmalı insan, ne de kendi sınırlarının hoyratça aşılmasına izin vermelidir.
Hayat kısa.
Yolumuz, hedefi için herşeyi mübah sayanlara
değil, onurla ve omurgayla yürüyenlere çıksın.
Canan Kayışlı 24/03/2026

