Gibi gibi

Mış gibi yapmak ne kadar hayatın içinde bir deyim haline geldi maalesef! Bir çağ hastalığı adeta. Sürekli detone olan birinden şarkı dinlemek gibi.
Mış’lık sahteliğe övgüdür, gerçeklikten uzak, yapay bir durumdur, suni teneffüs hali yani…

Her yerde içli köfte tariflerine rastlamak mümkün; kolay, rahat yapılacak tariflermiş bunlar.
Ohh ne âlâ, bulguru sıcak suyla ıslat, unu ekle, al al sana içli köfte hamuru!
Oysa Adana mutfağında içli köftenin dışı öyle “sıcak suyla ıslat, unu ekle, yoğur” diye geçiştirilecek bir hamur değildir. O bulgur, sabırla yoğrulur; içine katılan et, macun kıvamına gelene kadar dövülür. Bilek ister, vakit ister, niyet ister. Çünkü lezzet, aceleye gelmez. Lezzet, terle terbiye edilir.

Bir dönem de Tiramisu salgını vardı,yapmayanı dövüyorlardı! Baktım ki tiramisu diye, muhallebyi pişirip, kedi dili bisküvilerin üzerine boca ediyorlar. Hadi dokusu değişse de, içindeki çiğ yumurtayı sağlığa zararlı diye çıkaralım; çıkaralım da, Mascarpone ve ameretto olmadan Tiramisu yapıyoruz dersek, İtalyanlar, İtalyan mutfak hafızasına hakaretten bize dava açar…
Çünkü Tiramisu dediğin, kahvenin hüznünü, kremanın zarafetini, kakaonun ağırlığını taşır. Kat kat olur; hem hafif, hem de derin. Muhallebiyle ıslatılmış bisküviye tiramisu demek, bir romana, broşür muamelesi yapmaktır.

Şimdi de, kolay mantı tarifi veriyorlar; o kadar zahmete gerek yokmuş; kıymayı soğan ve baharatla yoğur, küçük parçalara ayır, unla, haşla,tekrar unla ve yoğurt ekle diyorlar, şahane bir mantı oluyornuş.
Hayır efendim, olmaz. Olsa olsa mantı gibi olur, “yalancı mantı” olur. Çünkü mantı dediğin, hamurun içine saklanan sabrın adıdır. Açılan ve küçük kesilen yufkanın, küçücük bohçalar halinde kapatılmasıdır mantı .Bir tepsiye dizilmiş emeğin fotoğrafıdır. Hele ki Kayseri bu konuda titizdir; bir kaşığa kırk tane sığdırma iddiası boşuna değildir. Bu, lezzetin matematiğidir.

Mesele yemek değil aslında, bağcıyı dövmek hiç değil!
Mesele adalet.
Her şeyin bir usulü, bir hafızası, bir terbiyesi var. “Kolay” olanın geçerli sayıldığı bir çağda yaşıyoruz belki; ama kolay olan her şey doğru değildir. Bir şeyi taklit etmekle, onun gibi yapmakla, onun olmak arasında ince, ama derin bir çizgi var.
“Mış gibi” yapmak, gerçeğin gölgesinde oyalanmaktır.
Ya gerçekten yapalım, hakkını verelim.
Ya da adını doğru koyalım.
Çünkü bazı şeyler “gibi” olmaz.
Ya odur, ya değildir!

Canan Kayışlı


Yorum bırakın