Herkes almak istediğini alır hayattan, alabildiği kadar, istediği kadar, bilgisi kadar, kadri kadar, gücü yettiği kadar, cesur olabildiği kadar. Sunulanlar aynı olsa da, insanların algısı, tepkisi farklıdır.
Kimi kendine acıyarak yol alır, o yetmez başkalarının da duygularını sömürür (izin verir birileri, çünkü acımak, kendini yukarıda bir yerlerde görmektir) kimisi herkeste ve her yerde olarak yaşar hayatını, aslında hayatın onu yaşadığından habersiz, kimisi ise kendi sorumlulukları yetmez gibi, başka hayatların da sorumluluğunu yüklenir, bunun kendinden kaçmak olduğunu bilmeden…
Ne olursa olsun, gelişimin yolu kendinden geçer, insan seçtiği hayatı yaşar, “kötüler” içinde iyi olmak, “iyiler” içinde kötü olmak, “zayıflar” içinde güçlü olmak, “güçlüler” içinde zayıf olmak bir seçimdir. Bu seçimlerde, yetişme tarzı, aile, eğitim, ekonomik durum, insanın hayattan beklentileri, öncelikleri gibi iç ve dış faktörler
etkin olsa da, asıl belirleyici olan, belki de insanın kişilik yapısıyla, kendine sorduğu sorular. “Ben kendimi gerçekleştirerek, hayatımın iplerini elime alıp, beni mi yaşayacağım? ” yoksa daha çok onaylanacak olan, mış gibi yaparak yaşanacak, başkalarının hayatını mı? Herkes kendi gerçekliğini değil ama, kendi doğrusunu yaşar.
Herkes yanlışının kahramanı,
doğrusunun kurbanı!
Belki de seçimleriyle başbaşa bırakmalı insanları; insan hazır olmadan “makas” değiştiremiyor, konfor alanından
çık(a)mıyor. İnsanları zorlamak, onların anne/babası olmaya soyunmak, insanın hem kendisine, hem de karşıdakine haksızlık! “Senin yerine düşünüyorum, senin için düşünüyorum, senin iyiliğin için yaptım, daha iyi o istedim” cümleleri, hem hayata, hem insana üstten bakış cümleleridir, oysa insan göz hizasındakilerle mutludur, ondan korkmaz. Gözünün üstündeki ve yerdekiler insanın görüş alanı dışında olduğu için, “boynu” yorar, sürekli yukarı ya da aşağıya bakmak, “baş ağrısı” yapar, mutsuz eder. Ancak çaba ve emekle çıkılan yol, insana yeni ufuklar açar, değiştirir, geliştirir. çaba ve emekle, isteyerek. “Demir, ateşi ona sadece acı veren bir travma olarak görseydi, asla yeniden şekil alamazdı. İnsan da böyledir. Daha iyi şekil alabilmek için, ateşten geçmek zorundadır” Zor ve zorbadır “pozitif” değişim, ama geliştirir, büyütür ve bugünü yaşatarak, yarına taşır!
“Sen değişirsen hayat değişir” kesin bilgi, ama değişmek istemeyenleri zorlamak neden?
Biz kimiz ki?
Öğrendim!
Canan Kayışlı
ERRARE HUMANUM EST / Hata Yapmak İnsana Özgü

