Kızgın, öfkeli ve çok üzgünüm, çok…
Facebook ceza vermiş bana, yine yeniden. Paylaşımımda nefret söylemi varmış! Mannheim’ın kalbinde bir polis öldürüldü. “Biri” fikir ve bilumum özgürlüğü olmadığı için kendi ülkesinden kaçıp, iltica ettiği ülkede, “sözde” dinini savunmak için birini kesti, biçti ve demokrasi bekçisi bir polisi öldürdü.. Ve ben bunları söylediğim için “nefret söylemi” yayıyorum öyle mi?
Geçiniz, gidiniz… Kimse bana burada ve bu olayla ilgili demokrasi dersi vermeye kalkmasın, sakın! Eğitimli, iyi, insana ve dayanışmaya inanan bir insanı, bir gereksiz öldürdü…
Biliyor musunuz, o insan ki, öldükten sonra da organ bağışıyla kaç kişiyle can verdi!

Hamiş: Bizler “yukarıdakilerin” kuklasıyız, bize gösterildiği kadarını görüyor ve biliyoruz; birileri düğmeye bastı ve “bir şeyler” oluyor, ama konu o değil, konu kötülerin cüretkarlığı, konu iyilerin suskunluğu ve apansız yakalanması. Ama…
“Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yan yana geliyoruz ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz.”


