Doğru mu, gerçek mi!

Değerli kocasının adıyla (aslında yapamadığı) yemek tarifleri paylaşan “kadın olamamış” bayan dedi ki: Dünyanın en yakışıklı kocası, benim tek arkadaşım, çevremde küsmediğim kimse kalmadı; bana küsmeyen tek kişi!

Kadın dedi ki: Bir dostum benim kibirli olduğumu söyledi, durdum, düşündüm; ağırdı, ama küsmedim, birlikte bunun üzerinde konuştuk.
Geri bildirim dostluktandır.
“Dostunun bakışını gönlünde gezdirmek gerekir.”
İnsanın gözünü kırpmadan güvenebildiği; değer verdiği için sözlerini, ister eleştiri, isterse övgü olsun, hem aklın hem kalbin süzgecinde tarttığı bir dostu olmalı. O yüzden de dostlar, dost nadir bulunandır. O yüzden tek bir dostu olan bile çok şanslıdır.

Ama sanırım “dosta hazır olmak” diye de bir durum var. Çünkü insan, farklı zamanlarda duyduğu aynı cümleye, bambaşka tepkiler verebiliyor. Bazen sabırla dinlerken, bazen o sözün ağırlığı altında eziliyor; sanki koca bir dağın altında kalmış gibi.
Yine de gerçek dost, her koşulda ve her zamanda gerçeği söyleyendir (ister hoşumuza gitsin, isterse gitmesin.)
Ama dost her durumda ve her zamanda gerçeği, sadece gerçeği söyleyendir; iyi ve/ya da kötü!
Farkındayım, dostluğu ideal bir noktadan tanımlıyor ve istiyorum. Belki de dostluk, gerçeği söyleyebilme cesaretiyle birlikte, o gerçeği karşı tarafın kaldırabileceği şekilde ifade edebilmek arasında bir denge kurmayı gerektiriyor…
Sence?

Canan Kayışlı


Yorum bırakın